31 Mart 2013 Pazar

Tüm gece birama yanımda olmasalar da eşlik etmeyi başarıp beni çok mutlu hissettirebilen insanlar varsa, hayatımda başka zorlamalara ihtiyacım yokmuş demek. Sert çıkamasam da sert durabilmişim işte. Dil konuşur ama beyin hep öncedir. Dil yetişmez beyin alır başını gider, bir bakmışsın bir varmış bir yokmuş. Dünkü tarlalar bugün çöl olmuş.İş içten geçmiş söz şarkılara verilmiş.Bir bakmışız biz bambaşka hallerdeyiz.

15 Mart 2013 Cuma

Zorunlulukların getirdiği kaoslar var beynimde. Boşlukta karanlıkta yürüyorum. Ayaklarım değmeden, önümü görmeden. Hayır mutluluk yürüşü yapmıyorum.Bir geçitteyim adeta. Önlerinden yürüdüğüm, gözlerinden görüldüğüm.Sesleri var beni kendilerine kelepçelemeye çalıştıkları..Kaçmak için sahte geçitten yürüyüp yüzlerini güldürüyorum evet. Inanıyorlar saflar, öyle olunca gücümü hissediyorum, insanları kandırmayı bu yüzden seviyorum.

Derken son adımı attığımda düşerken buluyorum kendimi. Nereye düştüğümü bilmezken mutluymuşum gibi geliyor. Uçuyorum adeta kolay mı. Sonunu da düşünmek içimden gelmiyor, e kaçmaktan da kaçamıyor insan.

Kaçan da kovalanıyor zaten. Meğer ben de kendimi kovalıyormuşum. Bunu fark edince çarpıyorum dört bir tarafa. Hey yerim sıyrıklarla dolu. Boşluk sert zeminlerle dışımda. Gidiyorum bir köşeye, küçük kız bakıyor yüzüme, seni bekledim ben sen gittiğinden beri diyor.Her yeri çamur olmuş toprağa bulanmış. Elini tutuyorum önüme oturtup saçlarını temizliyorum. Özür dilemiyorum istemeseydi beni gelmezdi çünkü, kalkmaya gücüm yok. Çekildim kenara dinleniyorum..

11 Mart 2013 Pazartesi


Yeni tanımanın ardından hemen bencil olmaya nasıl karar verebilir ki insan? Demek ki ya karşındaki çok etkili ya da bahane arıyorsundur aslında..  

Ben ikisine de sahiptim, biraz biram da vardi yanımda. Önce kendime baktım olmak istediğimin kostümlerini giydim çıktım. Sonra tanımadıklarım geldi karşıma,  aradığım onlarmış aslında. En içten rolsüz sevgiler, hayatin en önemli noktalarını paylaşma biraz bira biraz müzik biraz duman.. İnsan en keyifli anlarında anlıyor aslında ne kadar yorulduğunu.Kendinle kalınca da hemen itiraf ediyor "ben kendimi özlemişimm"  en tanımadıklarım bana değer verince bunu fark etmişim ve çünkü yıl olmuş ben kendime değer vermemişim !

Böyle olunca zamanla güçlenmeye başlıyorsun. Önemli olan o aydınlanma anını yakalamakmış. o ışıkla ben hatalarımı tecrübe kademesinde bıraktım. Aptallığımı aldılar elimden tek seferle, onun yerine sevgilerini verdiler az surede ne kadar yapabilirlerse..ki yaptılar da.. "git" yerine "gidelim" dediler canım yandığında ya da, beni orada bırakıp içmelere gitmediler çünkü sarılmayı biliyorlardı. Daha da yakınlarına sokup hayatındakilerle tanıştırıyorlardı dengeyi kurabilmek adına. Yoksa tek objeyi hayatına alıp diğerlerini saf dışı bırakmak kolay. Sevgilerini gösterecek cesaretleri vardi,  yükleri paylaşmaya güçleri vardi. Böyle böyle 3 günlük insanlar mutlu ediyor işte çok bir şey yaptıklarından değil, değer vermeyi bildiklerinden. 

10 Mart 2013 Pazar


Burası meğer çöp torbam olmuş. Kafamdakiler kokuştukça buraya yazar olmuşum.

Bu sefer ki yazının farkı okunsun diye yazıyor olduğum bir yazı olması. Hiç söyleyemediğim şeyler var kafamda. Sözümü ulaştıramadığım yerler. Cesaretimi toplayıp söyleyemediğim ama belli ettiğim (!) şeyleri söylemek için garip bir kusma eylemi..

Bazen öyle bir çizgi vardır ki hümanistliğiniz kaybolur. "Etiket aramıyorum" lafınız anlamsız olur, etiketlemeye etiketlenmeye can atarsınız. Bu sefer kendime değil karşımdakine sıfat arıyorum ilk defa arafta olmak böylesine yordu çünkü, taşıyamaz oldum kaçmak istiyorum..

Kırıldım, aynı şey ikinci kez yapılınca, yine bana söz hakkı verilmeden hükümlere karar verilince, dolduruşlara gelinince paramparça oldu içim ama acımadı. Acıtmayan şey de güçlendirdi tabi. Geri dönmeyecektim, kafamda bitmeye yaklaşmıştı bile, çünkü kaldıramadığım yükleri hayatımda tutmanın ne anlamı vardı ki. Zaten derler ya "Hatayı bir kere yapınca tecrübe olur, ikinci kez yaptığında ise aptallık", bunun farkındaydım ve karar verdiğim bencilliğim tavan yapmıştı (Bencilliğime kavuşmam ayrı bir hikaye sırası gelecek onun da).

Kararlar alıp hayata devam etmek kolaymış aslında çok kısa sürede bunu öğrendim sanarken hayat garip şeylerle çıkıyor karşınıza klasik olarak. Sonra bir bakıyoruz ki yaşadığımız hayatın kararları bizim elimizde değil, geride bırakmak hiç kolay değil. Koca koca ettiğin lafları koca koca lokmalar halinde yutuyorsun. Tamamen isteyerek, kendi iradenle.

Ya napacaktım ki zaten. Kendi canının acısından daha fazla önemsediğin insanlar varsa eğer sen ne kararlar verirsen ver hepsi kokuşan çöplükler oluyor işte.Onlar da buraya geri dönüşüyor. Meğer bir varmış bir yokmuş, ihtimaller denizinde boğulmuşuz haberimiz yokmuş, birbirimize sarılmışız, oturup başa sarmışız.

Bunlar olan bitenin bir kısmının özeti. Şimdi başka ihtimaller var kafamda cesaretimi toplayıp söyleyemediğim ama bu sefer belli de etmediğim ihtimaller. Eğer söylersem, yazarsam aklımdan herhangi başka yere kaçar giderse onlar, kaybederiz her şeyimizi, teğet geçer hayata devam ederiz yaralarımızı iyileştirmeden, yükümüzü hafifletmeden..

Laf dokuz boğum sekizini yut birini söyle derler ya, ben sahtekarlık yapıp sekizini milyonlarca kez söyledim, ama o belki en kırıcı ama en önemlisini yutuyorum, yutuyorum ki içimdeki sevgi nefrete dönmesin diye.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı